ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Jul 13th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tarih Genel Wallerstein ve Kapitalist Dünya Ekonomisinin Küreselleşmesi


Wallerstein ve Kapitalist Dünya Ekonomisinin Küreselleşmesi

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Wallerstein ve Kapitalist Dünya Ekonomisinin Küreselleşmesi

Dünya kapitalist ekonomilerinin, endüstriyel üretim, sermaye birikimi ve uluslararasıpazar ilişkileri açısından küresel olarak tek bir kapitalist dünya toplumuna doğru ilerlemekte olduğu öne sürülmektedir. Artık küresel düzeyde oluşan ekonomik dalgalanmalardan ve krizlerden bütün dünya ülkeleri giderek daha çok etkilenmektedir. Özellikle uluslararası pazarda çok uluslu şirketlerin bütünleşmeleri, yabancı sermaye yatırımlarının artması, ülkeler arasında teknoloji transferinin yaygınlaşması ve belirli coğrafi bölgelerde bulunan ülkelerin ekonomik ve siyasal düzeyde bloklaşmaya doğru yönelmeleri küreselleşme sürecinin nedenleri arasında gösterilmektedir. Ancak bu küreselleşmenin ne tür ekonomik, siyasal ve kültürel formlar içerisinde gerçekleştiği ve az gelişmiş ülkelerin konumlarının ne olduğu tartışma konusu olmaya devam etmektedir.

 

Örneğin, Wallerstein küreselleşme olgusunu kapitalist ekonomik sisteminin işleyişine bağlı olarak incelemeye çalışmaktadır. Wallerstein küreselleşmenin kapitalist sermayenin sınır tanımayan yayılmacılığının ve buna bağlı olarak ortaya çıkan uluslararası işbölümünün bir yansıması olarak görmektedir. Küresel dönüşümler
kapitalist sermayenin sürekli genişlemek istemesinin doğal bir sonucudur. Wallerstein kapitalist dünya sisteminin işleyişini merkez ülkeler (gelişmiş kapitalist ülkeler), çevre ülkeler (az gelişmiş kapitalist ülkeler) ve yarı çevre ülkeler (yarı gelişmiş kapitalist ülkeler) modeli çerçevesinde incelemektedir. Wallerstein'e göre merkez ülkeler ekonomik olarak daha güçlü oldukları için dünya ticaret düzenini kendi çıkarlarına göre düzenlemekte ve böylece azgelişmişçevre ülkelerini doğal kaynaklar ve insan gücü açısından sömürmektedirler. Böylece, Wallerstein küreselleşmenin ülkeler arasındaki eşitsizliği süreklileştirdiğini ve bu eşitsizliği küresel gelişmelere paralel olarak belirli formlar içersinde yeniden ürettiğini öne sürmektedir.

 

Wallerstein'e göre ekonomik ve siyasal düzeydeki küresel değişmeler kapitalist dünya ekonomisinin genişlemesiyle birlikte oluşmuştur. Bu nedenle hiçbir tarihsel sistem kapitalist dünya ekonomisi kadar kendi içinde ilintili, karmaşık, yaygın ve ayrıntılı olmamıştır. Wallerstein'in yaklaşımına göre, kapitalist dünya ekonomisi genişlemeye her zaman gereksinimi olmuştur ve bunun sonucu olarak son dörtyüzyılda Avrupa merkezli bir sistemden bütün küreyi kapsayacak bir sisteme geçmiştir. Bu süreç içerisinde merkez ülkeler kendi ulusal devletlerini güçlendirmiş, ekonomilerini kalkındırmışve ulusal kültürlerini de geliştirmişlerdir. Buna karşın çevre ülkeler ise ekonomik olarak merkez ülkelere bağımlı ve geri kalmış, ve böylece ulusal devletlerini güçlendirememişlerdir. Ayrıca, çevre ülkeleri merkez ülkelerin kültürel etkisi altına girniştir. Böylece ekonomik süreçte kapitalist sermayenin genişlemesine bağlıolarak dünya çapına yayılan küreselleşme, kültürel boyutuda içine alarak kapitalist dünyayı tek bir sistem haline getirmiştir.

Wallerstein azgelişmiş ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasındaki eşitsiz ekonomik ilişkilerin küreselleşme üzerine olan etkilerini vurgulamasıaçısından literatüre önemli bir katkıda bulunmuştur. Aynı şekilde Wallerstein'in yaklaşımının batılılaşma ve/veya modernleşme teorilerinin çok başarılıbir eliştirisini yaptığınıda söyleyebiliriz.

 

Wallerstein'in yaklaşımının zayıf yönleri nelerdir?

Wallerstein'de ekonomiyi temel belirleyici bir faktör olarak ele almasıonu aşırı ekonomizm yaptığı eleştirisine düşürmektedir. Ayrıca, Wallerstein Giddens'in küreselleşme süreçinde önemini işaret ettiği siyasal ve askeri güçlerin rolüne yeteri kadar ağırlık verememiştir. Wallerstein'in bir diğer zayıf noktası ise, küresel düzeyde gelişmiş merkez ülkelerin azgelişmiş çevre ülkelerini kendi ekonomik ve siyasal kıskacına alarak doğal ve insan kaynaklarınısömürdüğünü öne sürmesi ve çevre ülkelerin belirli bir uluslararası iş bölümü çerçevesinde kapitalist dünya ekonomisinin içerisinde gelişmiş bir kapitalist merkez ülke haline gelemeyeceğini belirtmesidir. Halbuki gelişmekte olan bazıülkeler (Güney Kore, Tayvan, Hong Kong vb.) belirli bir ekonomik kalkınma düzeyine ulaşmış ve hatta uluslararası pazarlarda bir çok gelişmiş merkez ülkeleri ile rekabet edebilir bir hale gelebilmiştir.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy