ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Feb 25th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tarih Genel Çok Partili Dizgeye Geçiş


Çok Partili Dizgeye Geçiş

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Çok-Partili Dizgeye Geçiş Kararı

Türkiye'nin çok partili sisteme geçme nedenleri nelerdir?

 

İşte bu ortamda İnönü çok-partili siyasal yaşama geçme kararıaldı. Ondan sonra da iktidarda ya da muhalefette, sabırla, inatla, bazan kendi partisindeki eğilimlere meydan okuyarak, dizgenin oturup yerleşmesi için çabaladı. İnönü neden bu kararı aldı? Baş nedeni bütünsel kalkınma anlayışıdır. Hiçbir alanda Avrupa'dan geri kalınmayacaksa, Avrupa'ya siyasal çoğulculuk egemen olduğunda, o çoğulculuğun Türkiye'de bulunması gerekirdi. Tabii bunun dış siyaset bakımından da yararı olacaktı. Sovyet tehdidi altındaki bir Türkiye'nin Batıya sığınabilmesi, Batının siyasal değerlerini paylaşırsa, çok daha kolay olurdu.

 

 

Yalnız şu var. Avrupa'daki siyasal demokrasi genellikle sosyalist hatta komünist partileri de içeren bir dizgeyken, Türkiye'de bu tür sola kapalıbir dizge olarak kabul edildi. Yalnızca sosyalist ve komünist partilere meydan verilmemekle kalınmadı, keskin ve abartılı bir komünizm düşmanlığı benimsenerek, sosyalist veya benzeri düşüncelere karşı da bir yasaklama ve cezalandırma tavrı güdüldü. Türk Ceza Kanununun 141. ve 142. maddeleri komünizm "propagandasına" 7,5 yıldan 15 yıla uzanan olağanüstü ağırlıkta bir ceza getiriyordu. Ülkede estirilen hava öyleydi ki, mahkemeler bu cezaları uygulamakta pek duraksama göstermiyorlardı. Bu tutumun ve havanın görünürdeki gerekçesi SSCB'nin 1945'te Boğazlara, Kars ve Ardahan'a gözünü dikmiş olmasıydı. Fakat Türkiye Truman Doktrini, Avrupa Konseyi üyeliği ve kısa bir süre sonra da NATO'ya girerek güvenliğini kat kat sağladığı halde, üstelik SSCB Stalin'in ölümü ardından Türkiye'ye bir nota vererek taleplerinden vazgeçtiğini ve yeniden bir dostluk antlaşması yapmaya hazır olduğunu bildirdiği (1953) halde, Türkiye'de bu hava 60'lara değin sürdü. Hattâ kısmen bugüne dek sürdüğü de söylenebilir. Komünisttir diye, Rusya'ya kaçtı diye Türkiye'nin en büyük şairlerinden birinin, Nazım Hikmet'in şiirleri uzun yıllar tümüyle ortadan kalktı. Bu şiirlerin evinde bulunduğunu söylemeye kimse cesaret edemezdi. Hâlâ okul kitplarına dönebilmişdeğildir Nazım Hikmet. Oysa Sevr Antlaşmasınıimzalamışolan Rıza Tevfik'in şiirlerine bu kitaplarda hep yer verilir. Doğrusu da budur. Yıllar boyunca, dünyaca ünlü Rus salatasına "Rus" demeye cesaret edilemedi, Amerikalıları da herhalde hayrete düşürecek biçimde 'Amerikan salatası" dendi. Bu garip, hastalıklı hava bir ölçüde bir aralık (1949-53 yılları) ABD'de estirilmişolan McCarthy'cilik akımının etkisindeydi. Fakat ondan daha şiddetli olduğu, daha uzun sürdüğü söylenebilir. Bunun bir nedeni, Atatürk Devrimini, "zihnin sınırsız özgürlüğünü" benimsemeyen ya da ancak kısmen benimseyen kimi insanlarımızın, bu duygu ve düşüncelerini bilinçli, ama çok kez de bilinçsiz olarak aşırıbir komünizm karşıtlığıile maskelemeleri olabilir. Köy Enstitülerinin komünistlikle suçlanması gibi... Nedeni ne olursa olsun, siyaset ve düşünce özgürlüğüne konan bu kısıtlama, Türkiye'deki demokrasiyi Batı Avrupa demokrasi ortalamasına göre eksik kılıyordu. Bu da Türkiye'nin saygınlığınıazaltmıştır. Oysa Atatürk döneminde Türk siyasal düzeni Avrupa demokrasi ortalamasının altında değil, üstündeydi ve tabii ona göre de saygınlığı vardı.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy