ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Saturday, Dec 07th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tarih Genel Şemsettin Günaltay Hükümeti ve 1950 Seçimleri


Şemsettin Günaltay Hükümeti ve 1950 Seçimleri

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Şemsettin Günaltay Hükümeti ve 1950 Seçimleri

Cumhuriyet Halk Partisi'nin toplumda daha fazla destek bulabilmek için laiklikten verdiği ödünleri ve bu ödünlerin sonuçlarını tartışınız.

 

Hasan Saka, Recep Peker gibi sertlik yanlısı değildi. Ama DP'nin uğrunda savaşım verdiği demokratikleşmeyi gerçekleştirecek iradeden yoksundu. 1948'de çıkardığı yeni seçim yasası, yargıdenetimini içerdiği için, DP, ara ve yerel seçimleri boykot etti. 15 Ocak 1949 tarihinde Saka istifa etti. Yerine Şemsettin Günaltay geldi. Günaltay bir tarihçiydi. II. Meşrutiyette İslamcı akımın içinde yer almıştı. Güven oyu alırken sağlam bir demokrasi kurma vaadi verdi. Ne var ki, ilk uygulamaları din alanında oldu. Zaten 1948'de imam-hatip yetiştirmek üzere 10 aylık kurslar açılmıştı. (DP iktidarı 1951'de bu kursları okula dönüştürdü.) Günaltay hükümeti CHP grubunun daha önce almışolduğu bir karar doğrultusunda ilkokullara seçimlik din dersi koydu. Aynı biçimde, Ankara Üniversitesine bağlı bir İlahiyet Fakültesi kuruldu.

 

1956'da din dersi ortaokullara (istemeyenler çocuklarını bu dersten muaf tutabiliyorlardı), 1967'de liselere seçimlik olarak kondu. 1974'de ortaokul ve liselere zorun
lu ahlak dersi kondu. Bu uygulamalar Atatürk dönemindeki uygulamalardan farklı da olsa, laikliğe aykırıdeğildi. Laikliğe aykırıolan, 12 Eylül yönetiminin bu dersleri zorunlu kılıp bunu da anayasaya yazdırmasıydı. Bu yüzden çocuğunun din dersine girmesini istemeyen, farklı inançtan bir çok anababaya yakışıksız bir zorlama getirilmiş oluyordu. Gerçi din dersi, "din kültürü" diye sunuluyordu, ama öğretmenin anlayışına bağlı olarak uygulamada çok kez din dersine dönüştüğü anlaşılmaktadır.

 

 

DP 20 Haziran 1949'da İkinci Büyük Kongresini yaptı. Millet Partisinin danışıklı muhalefet suçlamasının baskısı altında olan DP, bu kongrede Millî Teminat Andı diye bir bildirge ortaya çıkarttı. Buna göre, oylara tecavüz edilirse (yani seçim hilesi yapılırsa), halk meşru savunma durumunda kalacaktır. Meşru savunma yasal yollardan yapılacaktır ama, hile yapan yönetim de ulusun husumetiyle karşılaşacaktır.

Bu husumet sözcüğünden hareketle CHP, bildirgeye Millî Husumet Andı adını taktı. Herhalde bu baskının da katkısıyla hükümet, Şubat 1950'de TBMM'ye yeni bir seçim yasası tasarısı getirdi. Tasarı ilk kez yargı denetimini de getiriyordu. Sonunda yasa DP'nin oyları da eklenerek kabul edildi. Tek sakıncası, nispî temsil yerine çoğunluk dizgesini kabul etmesiydi. Bu dizge 50'li yıllarda, yapılan 3 seçimde CHP aleyhinde işleyecekti.

 

1950 yılında yapılan seçimlerin sonuçları ne olmuştur?

14 Mayıs 1950'de yapılan seçimlerde DP oyların %55'ini, CHP %41'ini aldı. Görülüyor ki CHP yenilmiş, ancak bozguna uğramamıştı. Ne var ki, çoğunluk dizgesi bu yenilgiyi bozguna dönüştürüyordu. DP milletvekillerinin %85'ini (408 sandalye), CHP ise %15'ini (69 sandalye) almıştı. DP'liler seçim başarılarını yeni bir çağın başlangıcı olarak selamlıyorlardı. Gerçekten de önemli bir noktaya gelinmiş oluyordu.

 

1945'te sona eren devrimci tek-partili dönemin ardından ikinci genel seçimde iktidar, kavgasız gürültüsüz muhalefet partisinin eline teslim ediliyordu. Bu, DP'nin bir başarısı olduğu denli, başta ve özellikle İnönü ve CHP'nin bir başarısıydı.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy