ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Jun 24th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tarihi Devirler Küreselleşme


Küreselleşme

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Küreselleşme

“Küreselleşme” (globalleşme) günümüzde en çok sözü edilen kavramlardan birisidir. En genel anlamıyla küreselleşme, endüstriyel genişlemeye ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasına paralel olarak siyasal, kültürel ve ekonomik düzeydeki çok yönlü toplumsal ilişkilerin dünya çapında yaygınlaşmasıolarak tanımlanmaktadır.
Günümüzün iletişim teknolojisinin gücü, dünya ölçeğindeki toplumsal etkileşimin hızını ve yaygınlığını giderek artırmaktadır. Bütün bu süreçler, küresel düzeyde yeni toplumsal ve yapısal oluşumlarıortaya çıkarmakla sınırlıkalmamakta fakat aynı zamanda evrensellik, ulus-devlet, siyasal otorite, yerellik, etnik yapılar ve toplumsal kimlik gibi kavramları değişime uğratmaktadır.
Özellikle 1970’li yıllarla birlikte makro düzeyde meydana gelen siyasal ve ekonomik değişmeler hiçbir ülke sınırı tanımadan bütün toplumları etkisi altına almakta ve bu etkileşim süreçleri kitle iletişim araçları ile daha da yaygınlaşarak dünya toplumlarının değişim dinamiklerini derinden etkilemektedir. Dünyamız ekonomik, siyasal ve kültürel boyutta içiçe geçerek bir küresel toplumu meydana getirdiği ve bireylerin içinde bulunduğu toplumun coğrafi mekanı dünyanın neresinde olursa olsun, küresel değişim dinamiklerinden giderek daha çok etkilenebilir hale geldiği belirtilmektedir.

Küreselleşme Nedir?

Küreselleşme farklılaşma mı yoksa bütünleşme midir?
Küreselleşme ile ilgili yanlış anlaşılmalardan birincisine göre küreselleşme ile birlikte insan toplumlarıbirbirlerine daha çok yakınlaşmakta ve bu yolla toplumsal ve kültürel yönden birbirinden oldukça farklı olan toplumlar fonksiyonel yönden giderek daha çok bütünleşmektedir. Buna göre, küreselleşme dünya toplumlarıarasındaki toplumsal ve ekonomik gelişmişlik farklılıklarınıazaltmakta ve dolayısıyla siyasal çatışmaların önüne geçmektedir.
Küreselleşme toplumların ekonomik, siyasal ve kültürel boyutta etkileşimler yolu ile fonksiyonel açıdan bütünleştiği ve bu nedenle toplumlar arasıfarklılığın ve çatışmaların giderek azaldığı anlamına gelmemelidir. Zira, küreselleşme kendi içinde hem toplumlar arası bütünleşmeyi ve hem de farklılaşmayı da içeren çok yönlü bir gelişme olarak görülmelidir. Küreselleşme ile dünya toplumları bir taraftan birbirlerine daha çok yakınlaşmakta ancak diğer taraftanda yeni çatışmaları beraberinde getirmektedir.
Küreselleşme ile birlikte toplumlar benzer iletişim araçları ve üretim tekniklerini kullanmasıve günlük yaşamdaki tüketim kalıplarının küresel düzeyde belirlenmesi nedeniyle insan toplumlarınıbirbirlerine yakınlaştırmaktadır. Ancak, küresel düzeydeki oluşumlara karşı siyasal ve kültürel değerlerini eskisinden daha fazla ön plana çıkarmaktadır. Kaldıki, günümüzde gerek yerel düzeyde ve gerekse ulusal düzeyde siyasal çatışmaların ve savaşların bir azalma eğilimi içerisinde bulunduğunu pek söyleyemeyiz. Bu nedenle küreselleşme bütünleşme ile farklılaşmayı ve yakınlaşma ile çatışmayı içeren çok yönlü bir gelişme olarak ele alınmalıdır.

Küreselleşme “yeni bir dünya düzeni” midir?

Küreselleşme ile ilgili yapılan ikinci bir yanlışlıkta, bu kavramın “yeni dünya düzeni” kavramı ile karıştırılmasıdır. Bu yanlış anlaşılmaya göre küreselleşme, ekonomik ve toplumsal yönden güçlü olan başta Amerika olmak üzere gelişmişbatıülkelerinin kendi ekonomik çıkarları doğrulsunda dünyayı yönlendirme çalışmalarından başka bir şey değildir. Bu çerçevede küreselleşme batının az gelişmiş ülkeler üzerinde kurduğu “yeni bir emperyalist yayılma” siyasetidir ve “yeni dünya düzeni”de bunun şeffaf bir kavramsallaştırmasından ibarettir.
Küresel düzeyde dünya toplumlarıbir etkileşim içerisindedir. Kuşkusuz, bu etkileşim önemli bir ölçüde gelişmiş olan ülkelerin lehine işlemektedir. Gelişmiş olan ülkeler kendi ekonomik ve siyasal güçlerini kullanak küresel düzeydeki ilişkilere kendi çıkarları doğrultusunda yön vermeye çalışmaktadırlar. Bu çerçevede “yeni dünya düzeni” gelişmiş olan ülkelerin soğuk savaş sonrasında dünya ölçeğindeki çok
yönlü toplumsal ilişkileri kendi kontrolleri altında tutma ve düzenlemeye çalışma çabasıdır denebilir. Soğuk savaşsonrasında ortaya çıkan bu durum kuşkusuz küreselleşmenin önemli bir boyutunu ortaya koymaktadık. Ancak, yinede küreselleşme “yeni dünya düzeni” ni de içine alan çok daha geniş ve karmaşık ilişkileri içeren bir kavramdır. Küreselleşme olgusu yalnızca gelişmişülkeler tarafından belirlenen tek yönlü bir toplumsal süreci ifade etmektedir. Küresel düzeydeki ilişkilerde gelişmiş
ülkelerin az gelişmiş ülkelere göre daha etkin ve güçlü görünmeleri az gelişmiş ülkelerin küreselleşme sürecine hiç bir etkisinin olmadığı anlamına gelmemelidir.
Kaldı ki küreselleşme yalnızca soğuk savaş sonrası ortaya çıkan bir olgu değildir. Tersine, küreselleşme tarihsel süreç içerisinde sürekli olarak gelişen ve yaygınlaşan ve bu bağlamda gelişmiş veya az gelişmiş tüm toplumların karşılıklı etkileşimleri sonucu ortaya çıkan bir toplumsal olgudur.
Küreselleşme uluslararasılaşma mıdır?
Başka bir yanlışanlamaya göre küreselleşme “uluslararasılaşma” dır. Bu yanlışanlaşılmaya göre küreselleşme, uluslararasıekonomik, siyasal ve kültürel gelişmelere paralel olarak ülkeler arasındaki ilişkilerin artması ve yaygınlaşmasıdır.
Küresel düzeydeki ilişkilerin gelişmesi ve yaygınlaşmasında uluslararasıilişkilerin rolü oldukça büyüktür. Kuşkusuz, ülkelerin birbirleriyle geliştirmeye çalıştıklarısiyasal ilişkiler, karşılıklı ticaret anlaşmaları ve güvenlik gibi konularda güç birliği yapmalarıküreselleşme sürecinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu açıdan bakıldığnıda küreselleşmenin en güçlü aktörlerinden birisi devletlerin bizzat kendisidir diyebiliriz. Ancak küreselleşme uluslararasılaşma ile sınırlıbir kavram değildir. Zira küreselleşme hükümetler, devletler ve onların kurduğu çok uluslu kuruluşların faaliyetlerini de kapsayan çok daha geniş bir kavramdır. Zira küresel düzeyde ulusal devletlerin ilişkilerin kapsamıdışında kalan özel kişi ve kuruluşlar arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri, borsa ve banka gibi finans kuruluşlarının uluslararası düzeydeki hareketliliği, uluslararası turizmin yaygınlaşması ve kültürel ve sportif faaliyetleri gibi gelişmeleri göz ardı etmemek gerekir. Özellikle yazılı ve görsel basın yolu ile sağlanan bilgi akışıbirbirlerini hiç tanımayan ancak dünyanın farklımekanlarında bulunan insanların etkileşimini sağlayabilmektedir. Örneğin internet yolu ile sağlanan iletişim küreselleşme olgusu içerisinde önemli bir etken olarak karşımızda durmaktadır.
Bütün bunlar göstermektedir ki, artık günümüzdeki bir toplumsal olgu (kendi içinde özgünlüğü ve farklılığıiçerse bile) yalnızca yerel ve ulusal sınırlar içerisinde olan bir gerçeklik olarak değil, fakat aynızamanda diğer toplumlarıetkileyebilmesi bağlamında bir küresel olgu olarak ele alınmasıgerekmektedir. Örneğin, Bosna ve Hersek’te meydana gelen ve etnik yönü oldukça ağır olan bir çatışmanın bölgesel ve yerel sınırların ötesine taşıp dünya yani küresel bir sorun haline gelebilmektedir. Aynı örneği değişik toplumsal formlarda da görebilmek mümkündür: insan hakları, aids, nükleer silahlanma, çevrecilik, vs. Bütün bunlar, modernleşme öncesi kitle iletişim araçlarının çok az ya da sınırlıdüzeyde geliştiği geleneksel dünyanın neresinde olursa olsun küresel gelişmelerle çok daha fazla etkileşim içerisine girmiştir. Bu anlamda dünyamızın küçük bir köy haline dönüştüğünü söyleyebiliriz.
Artık günümüzde insanların küresel düzeydeki gelişmelerden ve bunun etkilerinden kaçınabilmesi mümkün değildir. Dahası, küreselleşme ile dünya toplumlarının içine girdiği bu dönemeçten artık geriye dönebilmeleri de pek olasıdeğildir. Zira, bu gün dünyanın her ülkesinde kitle iletişim araçları yaygın bir şekilde bulumaktadır.
Artık günümüzde her evde televizyon ve radyo gibi iletişim araçları bulunmaktadır. Yazılıve görsel basın giderek çok daha fazla sayıda insan tarafından izlenmektedir. Dolayısıyla, medya dünyadaki tüm olup bitenleri anında farklı coğrafi mekanlarda bulunan insanlara aktarabilmektedir. Endüstriyel mal ve hizmetler ile sermayenin hareketliliğinin artması küresel düzeyde dünya toplumları birbirlerine daha çok yaklaştırmaktadır. Dünyanın değişik yerlerinde bulunan toplumların birbirleri ile karşılıklı etkileşimlerinin artması toplumların içsel gelişim dinamiklerini derinden etkilemektedir.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy