Antik Yunan Tiyatrosu

Yazdır

Reklamlar

Siyasal ve Toplumsal Ortam

Eski kent devletlerini tiranlar yönetirdi. Tiran, yanında para ile tuttuğu askerleri ona bağlı kaldıkları sürece mutlak gücü olan bir kimseydi. Bir tiran genellikle, alt sınıfların, içinde bulundukları duruma olan hoşnutsuzluklarını kullanıp onların yardımıyla yönetimi ele geçirdikten sonra en önce onları ezmekte gecikmeyen, aç gözlü bir soylu olurdu.


Kent devletinin yasası ile başa geçer fakat başa geçtikten sonra kendisini yasanın üstünde sayardı.

İÖ 560 yılında başa geçen Peisistratos sosyal adalet duygusu olan, zorbalığı sevmeyen, ötekilerden farklı bir tirandı. Peisistratos, soylu, tüccar ve köylü sınıflarını ekonomik yönden birbirine daha yakın duruma getirebilmek için köylüye toprak dağıttı, ticareti destekledi ve devlet ekonomisini düzeltti.
Büyük Dionisia Şenliği işe ilk büyük tragedyaların yazılmasına yol açmış oldu. İ.Ö 527 yılında ise öldü.
Atina devleti sınıflı bir toplumdu: en üstte kentin siyasal yaşamına katılma hakkı olan vatandaşlar, ortada metekler yani o kentte oturan ve ticaret yapan yabancılar, en altta köleler.



İlk Dramatik Yarışmalar


İÖ 534 yılında Peisistratos’ un Atina’ da düzenleiği ilk tragedya yarışmasında birinci olan Thespis, koroyla söylenen ezgilere bir de solist ekleyerek ilk kez diyalog, daha doğrusu tiyatronun ilk oyuncusu doğmuş oldu.
Thespis’ten bu yarışmayı 13 kez kazanmış olduğu söylenen Koerilios (İÖ 534-582) yüzaltmış oyun yazmış fakat elimize hiçbir oyunu ulaşmamıştır. İlk kadın maskelerini oyuna getiren Koerilios’ tur.
Satir oyun türünü bulan Pratinas’tır ve yazdığı 50 oyundan 32 tanesi satir oyunuydu. Satir oyunlar tragedya ile yakından ilintiliydi, konuları tragedya konularıydı ama bu oyunlarda konular mizah açısından ele alınırdı. Aiskhylos’ un bir başka çağdaşı olan Frinikos ilk kez kadın karakterleri oyuna sokmuştur. Fakat doğal olarak o dönemde kadın karakterler de erkek oyuncular tarafından oynanıyordu.

Antik Yunan Tiyatrosu

Tragedya


Bu sözcük Yunanca tragoidia’ dan gelir; tragos (keçi) ve oidie (türkü) sözcüklerinin birleşmesiyle “keçilerin türküsü” anlamına gelir. Dionisos şenliklerinde koro, hep tanrıya bağlı köleleri simgeliyordu. Tanrının çevresinde hep doğanın yabancı güçlerini temsil eden teke ayaklı satirler bulunurdu. Tragedya türü de tragos’ların şarkılarından doğdu.
Antik yunan tragedyasının tanımını ilk kez Aristotales İÖ 320 yıllarında Poetika adlı eserinde yapmıştır. Aristotales’ e göre; “tragedya ahlaki yönden ağırbaşlı, başı ve sonu olan, belli bir uzunluğu bulunan hareketin taklidi” idi. Bu düşünüre göre tragedyanın görevi seyirciye acıma ve korku duygularının aşılanabilmesi için seyircinin kahramana ve onun kaderine sempati duyması, onunla yakınlık kurması gerekiyordu. Böylece, tragedya kahramanı ahlak yönünden iti olan ve mutlu bir durumdan acı verecek duruma düşen bir kimseydi. Kahraman acı verecek duruma kendi yaptığı bir yanlışlık ya da bilmeden işlediği bir günah yüzünden düşerdi.
Tragedyanın konu kaynağı efsanelerdi. Ancak dram sanatı bu efsanelerden yepyeni bir biçimde esinlendi. Efsaneler dram sanatı yoluyla Atina halkının tavrı ve özelliği oluverdi; efsaneler yoluyla gerçekler üzerinde duruldu.
Grek tragedyasının özellik gösteren düşünce düzeyinden biri “gururlanma günahı” ve bu günahın kaçınılmaz cezasıydı. Grekler bu cezayı tanrı Nemesis’ e bağlarlardı.
Grek tragedyasında izlenen başka bir dinsel düşünce düzeyi, dengesiz bir adamın er geç tehlikeli yola gireceğiydi. Özel beğenisi ve tutkuları ile dengeli bir adamın eylemini göstermeyen bir kimse mutlaka cezalandırılırdı. Greklerin inancına göre, böyle bir kimse bazı tanrıların hoşuna giderken öbürkülerin hoşuna gitmezdi. Örneğin, Hippolitos yalnız sporla ilgilenen usta bir avcı, araba sürücüsü genç bir adamdı. Ama kadınlarla ilgilenmez aşkı aramazdı. Bu Artemis’ in hoşuna gider Afrodit’ i kızdırırdı.
Grek tragedya yazarları, oyunlarında günah-ceza kavramları üzerinde çok dururlardı. Ancak antik tragedyadaki günah kavramı çok değişikti.
Grek tragedyasının yapısı konuşmalı ve şarkılı bölümlerle kuruludur. Konuşmalı bölümler üçe ayrılır:

Prologos: yani başlangıç. Oyun üzerinde, bir kişi tarafından doğrudan seyirciye bazı açıklamaların yapıldığı kısımdır. Bir çeşit anlatıcının bölümü.
Epeisodion’lar: Koronun şarkıları arasındaki bölümlerdir.
Eksodos: tragedyanın bitişiydi.

Bu bölümlerle tragedyanın başı, ortası, sonu yani bugünki haliyle serim, gelişim(çatışma-düğüm) ve çözüm bölümü ortaya çıkardı.
Koronun söylediği lirik parçalar iki çeşitti: Parados; koronun içeri girerken söylediği şarkılar, Stasima da epeisodion’ lar arasında söylenen lirik parçalardı.
Grek tragedyası dinsel bir tören niteliği taşıyordu. Ayrıca, bir tiyatro oyunundan çok operaya ya da müzikli oyuna daha yakındı.
Antik tragedya iki düzeyde gelişirdi: seyirci, oyun kişileriyle kişisel duyguya yönelirdi; koro ise bu kişisel duyguyu genelleştirir ve dinsel bir hava içine sokardı. Grek tragedyasının anahtarı, seyircide kişisel duygunun dinsel bir duyguya doğru gelişmesiydi.

Kaynak; Ozdemir Nutku Dunya Tiyatrosu Tarihi 1