ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Dec 02nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tiyatro Tiradlar Peter Schaffer – Küheylan (Equus)


Peter Schaffer – Küheylan (Equus)

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Peter Schaffer – Küheylan (Equus)
Dysart – Açıkça yorumlanabilen şu düşü gördüm o gece. Homeros çağı Yunanistanında bir başrahipmişim. Yüzümde kocaman, altın bir maske var. Agamemnon maskesine benzeyen soylu, sakallı, heybetli bir maske. Elimde keskin bir bıçakla koskocaman, yusyuvarlak bir taşın başında duruyorum. Çok önemli bir kurban törenini yönetiyorum. Ürünlerin ya da sefere çıkan bir ordunun kaderi bu törene bağlı. Bir alay çocuk, beşyüz kadar kızla oğlan kurban edilecek. Argos ovasını boydan boya kesen bir uzun sıra halinde beklediklerini görüyorum. Buranın Argos olduğunu toprağının kızıllığından bildim. İki yanımda iki rahip çömezi var. Onlar da maskeli. Miken’de bulunan, patlak yayvan maskelerden takmışlar yüzlerine. Bu iki rahip müthiş güçlü. Yorulmak nedir bilmiyorlar. Sırası gelip önümüze dikilen çocuğu arkasından kavradıkları gibi sunağın üstüne fırlatıyorlar. O zaman beni bile şaşırtan bir cerrah ustalığı ile bıçağı saplayıp, bir vuruşta göbek hizasına kadar tertemiz kesiyorum, örnek üzerinde kumaş biçen bir terzi gibi, etleri ayırıp bağırsakları kopararak, sıcak sıcak dumanı üstünde yere atıyorum. Öbür iki adam bağırsakların aldığı biçimi inceliyorlar hiyeroglif çözercesine. Besbelli ki başrahiplikte üstüme yok. Kesip biçmedeki eşsiz ustalığım sayesinde bulunduğum yere yükselmişim. Ama kimsenin bilmediği bir şey var. Midem iyice bulanmaya başladı artık. Kestiğim her kurbanla da bulantı artıyor. Maskenin ardında yemyeşil kesiliyor yüzüm. Tabii ki renk vermem için iki kat çaba harcıyorum durup dinlenmeden doğruyorum önüme geleni. İyi biliyorum ki iki yardımcım bezginliğimi şuncacık fark etseler halim bitiktir. Şu durmadan tekrarlanan tiksindirici işin topluma herhangi bir yarar sağlayacağından şüphe ettiğimi sezmeye görsünler, sunağa yatırılmak sırası bana gelir. Allah kahretsin! Olacağı buydu. Maske yüzümden kaymaya başladı. Rahiplerin ikisi birden dönüp bakıyorlar. Biraz daha kayıyor. Yüzümden boşanan yeşil teri görüyorlar patlak altın gözlerini kan bürüyor birden. Bıçağı elimden alıyorlardı ki, uyanıverdi

Peter Schaffer 15 Mayıs 1926’da Liverpool’da dünyaya geldi. İkiz kardeşi Anthony’nin hayatında ve eserlerinde önemli bir yeri vardır. Bazı yazılarının altına Peter Anthony diye imza atmıştır. Dedektiflik öyküleri de yazmış olan Schaffer’ın bu yönünü de oyunlarında görebiliriz. Schaffer Küheylan’ı, bir çiftlikte çocuğun atların gözlerini oyduğunu duyması ve bu olayı psikoloji uzmanlarından araştırarak yazmıştır. Oyun aslında Alan’ın üstünden gidiyor gibi görünse de Doktor Dysart’ın sorgusu daha fazladır oyunda. Alan annesinin dinin, babasının ise komünizmin bir sembolü olduğu ailesinde sıkışmış ama yine de kendiyle daha çok ilgilenen annesinin düşüncelerinin etkisinde daha çok kalmıştır. Önce hayatında İsa ciddi bir yer tutarken, anne ve babasının bir tartışmasından sonra babasının, odasında bulunan İsa resmini yırtmasından sonra bu resmin yerini kır bir atın resmi alır. Bu olay da ilk kez kumsalda ‘at’ ile tanıştıktan sonra olur. Atın ‘ağzının içinden geçen zincir’ Alan’ın gözünde atın çilesi idi. İnsanların günahlarını ödüyordu ağzındaki zincirin verdiği acı ile at. Bu atı Alan’ın gözünde kutsal bir noktaya taşıyordu elbet. Onun bütün dramı bununla başlıyor ve bu doğrultuda devam ediyordu. Fakat Dysart, Alan ile birlikte hayatının ikiyüzlü ve yalancı bir düzen üzerine kuruluşu ile yüzleşir. Dysart’ın asıl karşılaştığı gerçek sağlıklı olanın kim olduğuydu da denebilir. Çünkü Alan’ı iyileştirmek aslında onu yok etmek olacaktı. Tıpkı rüyasında organlarını boşalttığı çocuklar gibi Alan’ın da içini boşaltacaktı. Çünkü Alan içinden geldiği gibi ve özgürce yaşıyordu. Bu çocuğu kuralların için sokmak aslında onu öldürmek olacaktı. Öte yandan bunu hiçbir kimseye kabul ettiremezdi. Bu insanlar için vahşet ya da delilikten öte bir anlam taşımıyordu. Dysart’ın ise bunun savunmasını yapabilecek kadar ne cesareti ne de gücü vardı. Bu yüzden oyun, aslında kimin üzerinden döndüğünü, aslında kimin sağlıklı olduğunu düşündürür. Kaldı ki sonunda: "Bir tutkuyu tedavi edebilirsiniz, ama bir tutku yaratamazsınız!" diye bağırır doktor. Schaffer’ın en ünlü bu eserini yıllar önce Cüneyt Gökçer sahneye koyduğunda, Mehmet Ali Erbil, daha çok gençken herkesi kendine hayran bırakacak bir yetenek sergilemişti Alan’ı oynayarak.


Cevaplar (1)Add Comment
0

Yardım


yazar Can, Şubat 28, 2012
Merhaba uzun süredir bu oyunun türkçe çevirisini arıyorum fakat hiçbiryerde bulamadım eğer bu kitabın türkçe çevirisi sizde varsa nasıl temin ettiğinizi söyleyebilir misiniz yardımcı olursanız çok sevinirim şimdiden teşekkürler.

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy