ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Nov 30th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tiyatro Tiradlar Peter Schaffer - Amadeus


Peter Schaffer - Amadeus

e-Posta Yazdır

Reklamlar

AmadeusSalieri:

Capisco!Yazgımın ne olduğunu biliyorum. Hazret-i Adem çıplaklığını nasıl hissettiyse ben de boşluğumu öyle hissediyorum hayat ilk defa olarak… bu gece şu şehrin hanlarından birinde kıkır kıkır gülmekte olan bir çocuk, bilardo topunu bir kenara itmek gereğini bile duymadan kağıdın üzerine öyle notlar serpiştirebilir ki, benim binbir emekle, düşüne taşına ortaya çıkardığım sonuç onunkilerin yanında cansız bir çentik gibi kalır. Grazie Singore! Sen bana çoğu insanlarda olmayan bir şeyi, sana hizmet etmek aşkını verdin, ondan sonra da ortaya konulan hizmetin, hizmet edenin gözünde utanılacak bir şey olmasını sağlamak için ne lazımsa yaptın. Grazie! Sen bana çoğu insanın duymadığı bir şeyi, seni övmek aşkını verdin, ondan sonra da beni dilsiz kıldın. Grazie tanti! Sen bana çoğu insanların bilmediği bir şeyi, kıyas kabul etmeyen şeyin ne olduğunu idrak gücünü verdin, ondan sonra da sıradan bir kişi olduğumu ve sonsuza kadar da öyle kalacağımı hissetmem için ne yapmak lazımsa yaptın. Niçin?... Nedir benim kabahatim?... Bu güne kadar bütün gücümle erdemlik denen yoldan sapmadım. İnsanların acısını dindireyim diye gecemi gündüzüme kattım. Bana verdiğin yeteneği geliştireyim diye çalıştım, çalıştım, çalıştım. Biliyorsun sen de ne kadar çalıştığımı!... Sanatımın yolunda, dünyayı bana anlaşılır kılan tek şeyin, sanatımın yolunda didindim. Senin sesini duyayım diye. Sonunda da duydum. Ama bu sesin kaynağında hep aynı isim vardı: MOZART… Şu kendini beğenmiş, nispetçi, alaycı, bir türlü gelişemeyip çocuk kalmış Mozart… Yağmur olsa kimsenin tarlasına yağmayacak olan, ağzından bok sözü hiç eksilmeyen, kıç şaplatan karısı kendinden hiç aşağı kalmayan Mozart. Sen kendine tek araç olarak böyle bir adamı seçiyorsun ha? Ve benim bu işte tek kazancım, tek nasibim n’oluyor: Senin bu dünyadaki tek canlı temsilcinin o olduğunu, yaşadığım çağda, açık seçik idrak edebilen tek insan olmam! Grazie e grazie anoora! Pekala öyle olsun! Bundan böyle seni düşman ilan ediyorum kendime. İyice duydun mu? Söylediklerine göre Tanrı’yla alay olmazmış. Sana söylüyorum, İnsan’la da alay olmaz. Hele benimle hiç olmaz. Dio ingiusto! Düşmanım sensin! Seni şimdi Nemico Eterno ilan ediyorum! Andım olsun, son nefesime kadar seni bu dünyada engelleyeceğim! Bir insan Tanrı’ya arada sırada ders veremezse ona İnsan demem ben. Peter Schaffer Amadeus adlı oyununda Mozart’ın hep porselen bebek olarak bilinen yönünü kırmak istemiştir. Mozart sevecen, eğlenceli, muzip ve zekidir. Salieri ise Mozart’ın tam aksine ciddi, saray kurallarına uygun, saygın bir karakterdir. Hayatını sanatına adayan Salieri ne yazık ki Mozart kadar yetenekli değildir; ancak kendi dönemi içerisinde Mozart’ın yaptığı müziği anlayabilen tek kişidir de aynı zamanda. Mozart ve Salieri arasındaki ilişkinin boyutları aslında tarihsel kanıtlarla tam olarak anlaşılabilmiş bir şey değil. Salieri’nin Mozart’ı öldürüp öldürmediği bile tam olarak bilinememektedir. Ancak bazı belgelerle kanıtlanmış bir dostlukları olduğu da söylenebilir. Yine de hayatını sanata adamış, sanatı için çok çalışmış ve sanatını Tanrı’nın sözcüsü, onun sesi olarak düşünmüş olan Salieri için bu esini Mozart’ın bestelerinde duymak, sahip olmak istediği yeteneği Mozart’ta görmek Peter Schaffer’ın yorumuna göre, onda bir şaşkınlık, bir bunalım ve sonu bir cinayete kadar varabilen kıskanma duygusunu tetiklemiş. Milos Forman’ın yönetmenliğini yaptığı filmi izleyen birçok insanın görüşü aynıdır; ‘film de Mozart yerine Salieri anlatılmış’. Fakat bir noktayı gözden kaçırmamak gerekir, Salieri’nin Mozart’a duyduğu hınç, kıskançlık ve aynı zamanda gizli hayranlığı ile Mozart’ın başarısı doğrudan orantılıdır. Salieri, Mozart’ı istediği gibi yönlendirebiliyor olmasına, asla kendi kadar Mozart’ın saygı ve kabul görmemesine rağmen Tanrı’ya karşı duyduğu öfke Mozart’ın başarısından ileri gelmektedir. Küçüklüğünden beri Tanrı’dan istediğini, başka birinde göre Salieri bu yüzden “Grazie tanti! Sen bana çoğu insanların bilmediği bir şeyi, kıyas kabul etmeyen şeyin ne olduğunu idrak gücünü verdin, ondan sonra da sıradan bir kişi olduğumu ve sonsuza kadar da öyle kalacağımı hissetmem için ne yapmak lazımsa yaptın. Niçin?... Nedir benim kabahatim?...” diye haykırır Tanrı’sına. Ayrıca onun istediği bu yetenek aynı zamanda kendi gözünde onu yeryüzünde Tanrı’nın temsilcisi yapacaktı. Fakat bunu Mozart’ta gördükten sonra isyan eder ve İnsan olmaya başlar tam anlamıyla. Schaffer’ın bu yorumunda aslında biraz da Habil ile Kabil’in izlerini gördüğümüzü söylemek yanlış olmaz. Salieri’nin Mozart’ı öldürdüğü görüşlerinden yola çıkılarak yazılmış bu oyunda her ne olursa olsun ikisinin – Salieri’nin çıkarlarına hizmet etmiş olsa da- bir dostluk ilişkisi de vardı.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy