ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Jul 13th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Türk Edebiyatı Ömer Faruk Dizdar - Güzeller Güzeli


Ömer Faruk Dizdar - Güzeller Güzeli

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Ömer Faruk Dizdar - Güzeller GüzeliGüzeller güzeli, yüklen geceyi, gidiyoruz… Bir ömür yetecek bize o…

 

Yorgun değilsin, sadece kar altına çekmeden bu karakış telaşımızı, hiçbir şey yarım kalmasın diye terleyen sonbahar yağmura benzeyip şaşırtıyor seni. İşin gücün içinde boy veriyorsun bir batıp bir çıkarak, “sen”lerden birini seçmen gerektiğini hissediyorsun, artık durulmalısın belki… Ama “artık”lar ve “belki”ler peş peşe bozarken aldığın her kararın ahengini, görünen o ki farklı bir üslupla baştan yazılmalı her şey.

 

Oysa hayat dediğin noktalama işaretleri işte. Tam noktayı koyduğunda, üstelik büyük harfle başlamadı mı yeniden? Tüm o kararsızlıkların, noktalı virgüller, devam edecek bir şekilde. Kaldı ki doğal olan hiçbir şeyde hata olmaz, herkesin imlâsı yüzüne benzer, gözleri soru işareti olanın cevabı dudaklarında başlar, sayfa göğsünde çevrilir , saçları sayfaya dökülüp ucunu yakar… Olduğu gibi güzeldir, devrik cümleleri sarhoşluğuna verilir asla sarhoş olmasa da, ve “onlar olmasa nefesine inanmak mümkün olmazdı” denir. Durmaz asla, durulmaz, eğreti duran herkesin dengesine düşman bir fırtınaya başlar gece yarısı perdesini ardına kadar açıp. Kirpik fırçalarla, gözlerindeki sulu boyaları yanaklarından süzüp her adımına resmeder ayak izlerini ve peşine düşürür o eğreti duranları. Düşen de kalkamaz bir daha geri…

 

Güzeldir, sen gibi…

 

Uzaklara gitmek, her şeye baştan başlamak, çoğullar içinde tekilliğine sürprizsiz hediyeler almak istiyorsun. Bunu görmek zor değil. Tüm basitliklerini göz yorucu paketlere sarıp ayaklarının altına koyuyor gerçeği de sahtesi de hiçbir mevsim çıplak kalmayan zavallı çam insanları. Karadüzen, “kar”a övgüler düzen ve kara övgülerini beyazlara sarmayan ellerinde kalıyor kokuları, nicelerine hoş gelen ama sen ne kadar yıkasan da bir türlü çıkmayan… Bugün kar yağmalı, biri alkollü bir şeyler söylemeli,. Ne kulağına küpe, ne boynuna kolye, ne de bileğine kelepçe olmayacak bir şeyler deymeli tenine. Hangi ağacı sallasan, ekim düşer omuzlarına. Ama gençsin daha, kimse anlamaz, “mart”a boyarsın saçlarını. Hele bir kar yağsın, kuş tüyü olsun sokaklar, kahve kokusu boyunu aşsın…

 

Yılbaşında, önünü göremeyecek kadar sarhoş olur bulutlar. Bu yüzden, çok uzaklardan alıp birini, ilk çarpıştıkları yerde dünyaya atarlar. Böyle oluşur işte benim gibi kardan adamlar…

 

Çirkindir, ben gibi…


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy