ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Jun 01st

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Türk Edebiyatı 99 Yüz - Cemal Süreya


99 Yüz - Cemal Süreya

e-Posta Yazdır

Reklamlar

 99 Yüz - Cemal Süreya

Şeydir de o. Gargantua’nın adamakıllı küçültülmüş ve oranları değiştirilmemiş bedenine salıverilen, orada çok rahat hareket edebilen bir Ali Baba. Ali Baba ve Kırk Haramiler‘i ülkemizde bilmeyen yoktur; hiçbir biçimde emeğe dayanmayan başarının, kolay ulaşılan zenginliğin, olağanüstü şansın öyküsüdür: “Açıl susam açıl!” serüvenini böyle özetleyebiliriz.

(…)

Üretilmemişse, Türkiye koşullarına çok uygun biçimde seçilmiş bir ses. Gözlüğü bile sanki hepimizin gözlüğü. Az sonra inanç terimleriyle yalan söyleyecek. Hesap verir gibi dikte edecek. Bu sese 1985′te şaka, 1986′da öfke tonları da yerleşti.

(…)

Asıl işi inandırmak. Neye mi? Bizdeki erozyonun başka ülkelerin topraklarında alüvyona dönüşmesinin iyi bir şey olduğuna.

Turgut Özal - Sayfa 14 - 15

Hiyerogliflerde üçgen yüzlü kaplümbağalar olsaydı, “işte derdim, işte İlhan Berk!” İşte Keops, işte sokak, işte atlas! Gerçekten yüzündeki ve bedenindeki üçgenler giderek Mısır piramitlerine benzetti onu.

(…)

Geçmişi olmayan adam.

Gerçekten geçmişi yok. Bugün bulanık, yer yer anlamsız, yer yer de tehlikeli biçimde saydam bir şimdiki zaman içinde. Sanatıyla hayatı bu anlamda tam çakışma halinde. Bu bir başarı mı? İstediğine ulaşmış olmayı başarı sayarsak, evet. Yine de yarın başka şey isteyebilir. Hatta en eskisi gibi, merkantilist bir söz sanatına yönelebilir.

Bugün aşırı ölçüde çocuk-ihtiyar, ama hiç ölmeyecek bir görünümde.

Yarın mesir macunu lekeli bir şemsiyeyle ortalarda dönmeye başlayabilir.

İlhan Berk - Sayfa 321-323

Başlangıçta Cemal Süreyya diye yazardı iki (y) ile ama herkes Süreya diye bilir. Nerden bilsinler ki iddiada kaybetti ikinci (y) harfini ve o günden sonra bir daha kullanmadı.

Cemal Süreya* - Sayfa 55

“99 Yüz” Cemal Süreya’nın 4 Ocak 1987′den 7 Ocak 1990 tarihine kadar “2000′e Doğru” dergisinde yazmış olduğu yazıların derlenmiş hali. (Bütün bu süre zarfında 4 hafta yazmamış Süreya, belki de dergi kapatılmıştır!)

Daha çok politika yapmak için yazılmış 127 portre, 26 söz senaryosu. İzdüşümler kişilerle ilgili -soldaki bir portre sağda kime izdüşer ya da sağdaki şu politikacı soldan asla kim olamaz-, söz senaryoları ise durumları anlatıyor. (Durumların çoğunun Özal’a yergi niteliğinde oluşu dikkat çekici!) Sevdiklerini yücelten, sevmediklerini yerin dibine sokan bir tutum söz konusu. Ama birini yereceğim diye yalan söylemiyor Süreya.

Edebiyattan portreler üzerine özellikle daha az yazmış, ama dayanamamış besbelli: Tarık Buğra, Vedat Günyol, Demir Özlü, Sezai Karakoç, İlhan Berk, Fethi Naci. (Bu son ikisinin çok yakın zamanda ölmüş olmaları ne acı!)

Cemal SüreyaBir dönemin Türkiye’sini anlamak, o dönemi yaşayanlar için hatırlamak ve şimdiki zamana izdüşümlerini görmek açısından -bence- önemli bir kaynak. (Son derece taraflı, evet, ama hak yenmemeye özen gösterilmiş). Söz senaryolarının bir kısmı da dile/Türkçe’ye ayrılmış. Günümüzdeki dile gösterilmeyen özeni ve dilimizin içinde bulunduğu durumu kavramak, çıkış noktalarının o dönemde olduğunu görmek insanı sinirlendiriyor. (Bu arada, “iyi ki Türkiye’de TRT var, Türkçe en iyi TRT’de kullanılır” diyenlere, Tepebaşı’nda katlı otoparkın üstündeki TRT binasına asılmış olan reklam panosuna bakmalarını öneririm: “Mert ile Gert / İkiside …” yazıyor! Yahu kimse kontrol etmiyor mu bu panoları?)

İzdüşümlerin en özgün yanlarından biri de Süreya’nın kişileri şemsiyeleri ile tanıtması. Örneğin: Cihat Burak “şemsiyesini koca bir saksıya dikmiştir”; Rauf Tamer’in “şemsiyesinin sapıyla Türkiye’deki cop sayısı bir adet artar”; Muzaffer İlhan Erdost’un “şemsiyesinde enlemler, boylamlar”; Sezai Karakoç’un “şemsiyesi yoktur”; Nazlı Ilıcak’ın “şemsiyesi tek dokunaçlı medüza biçiminde”; Fethi Naci’nin şemsiyesi ise uykusuz: hem yatılı, hem uykusuz”dur.

Kitabın arka kapağında, yazarın dostlarına şöyle dediği yazıyor: “2000′e Doğru’da yazdığım ‘İzdüşümler’ şiirim kadar önemlidir. Kendi yaptıklarım arasında şiirimden sonra ikinci doruğa ‘İzdüşümler’de ulaştım.” Sırf bu yüzden bile okunulması gereken bir kitap kanımca.

Kaynak Yayınları
ISBN 975 - 343 - 117 - 1
3. Basım Mart 1996


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy