ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Feb 25th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Türk Edebiyatı Murat Uyurkulak'la Tol Üzerine


Murat Uyurkulak'la Tol Üzerine

e-Posta Yazdır

Reklamlar
Murat Uyurkulak:

 

"Deliler, şairler ve devrim"

{mosimage}

Söyleşi: Nazan Özcan, Milliyet, 27 Ekim 2002

 


Kitabın sonlarına doğru "Her şeyi anladım, hiçbir şey anlamadım," diye bir cümle var ki, kitapla ilgili tam da benim demek istediğimi anlatıyor. Dört yılda yazdım kitabı, iki sene de editasyonla geçti. Çünkü çok riskli bir kurguydu. Farkındayım karmaşık bir yapısı var. Biraz ferah okumak gerekiyor; bütünlüğe çok takılmadan, hikâyelerin tadına vararak. Çünkü kitap, hikâyelerin aralarında çok gevşek bağlar kurarak bir tren yolculuğu düzleminde ilerliyor. Sonradan kendi bütünlüğünü kuruyor. Baştan onu vurgulamaya çalıştım. Okuyucudan bunu beklemek hakça bir şey mi, bunu bilmiyorum. Altı yıl önce kitabın çıkış noktası neydi? Ben İzmir’deydim ve fanzin çıkarıyordum. Şiir de yazıyorum. Oturdum bir gün yazmaya başladım, sonra da o kendince birikti birikti ve birden kendimi düz yazıda buldum. Düz yazının keyfine varınca da devam etti. Kitapta bir öfke var, intikam var. Devlete karşı bir duruş var. Çünkü benim sevdiğim herkes devletten darbe yedi. Bir kısım arkadaşım dağda gerilla olarak öldü, bir kısmı asker olarak... Babam meydanlarda coplandı. Kardeşim gibi sevdiğim insanlar türbanları yüzünden üniversitelere alınmadı. Akrabalarım yıllarca yeraltında yaşamak zorunda kaldı. Özetle çevremde gördüğüm herkes bu devletten bir şekilde darbe yedi. Ayrıca kitap, sadece buradaki devleti de karşısına almıyor. Evet kitapta, İrlanda’ya, Bosna’ya, Kolombiya’ya, Peru’ya da atıflar var. Dış haberci olduğunuz için mi? Bunları dış haberci olmadan önce yazdım. Öyle bir kader birliği oldu. Yalnızca Türk devleti değil, ben dünyadaki bütün devletlerin, sistemin suçlu olduğunu düşünüyorum. Dünyanın değişmesini istiyorum hâlâ. Benim için yeni dünya düzeni diye bir şey yok. Eskisi hâlâ hükmünü sürdürüyor, biraz postmodern bir şekilde. Görünüm biraz daha bulanıklaştı, yoksa meseleler aynı. Hatta daha da kötüye gidiyor. "Tol" ne demek? Kürtçe intikam. İki nedeni var bu kelimeyi kullanmamın. Kelimeyi çok sevdim, çünkü intikam biraz daha alışılmış, biraz daha gevşek bir kelime gibi. Tol biraz çekiç gibi. Bir de Kürtçe olması. Bu ülkedeki en büyük “kenardakiler”in dili. Ülkenin yüzde 90’ı yoksul, onlar zaten kenarda, kadınlar, eşcinseller... Ben Kürt değilim ama bir misafir olarak bu ismi koydum. Kitapta bir tane kaybetmemiş insan da yok. Bir tek İsmail kaybetmemiş gibi ama onun da sonu hayırlı olmuyor. İsmail derin devletin adamı. Kötülük yaparsan yanına kalmaz, benim böyle ilahi durumum var. Onun dışında benim hayatım boyunca tanıdığım herkes kaybetti. Ayrıca kitapta alkolik olmayan insan da yok. İnsan, komaya girecekler diye panik oluyor. Kitabın büyük bir kısmını yazdıktan sonra baktım, herkes içiyor! Benim genel anlamda tanık olduğum şeyler. Bir kere benim ailemde herkes içiyor. Ben de dahil. Biz üç kuşaktır sol bir aileyiz, iki tane darbe yedik. Bir tanesi 12 Eylül, ikincisi de Sovyetler Birliği’nin çöküşü. Bu iki darbe üst üste gelince ben çok insan tanıdım, içmeye başlayan. Bir de kitaptaki herkes neredeyse yarı deli ya da tam deli. Devletin baskıları, işkenceler filan derken binlerce insanın psikolojisi bozuldu. Bu bastırılmışlık psikolojik sorunlar yarattı. Çok somut olarak gerçekten delirenler oldu. Parti binalarında kendi kendine sayıklayan, gerçekten delirmiş insanlar tanıdım. Somut dayanakları da var. Şairlerin, delilerin ve devrimcilerin gözünden alternatif bir son 50 yılı yazmak istemiştim. Niyetim oydu, becerdim, beceremedim bilmiyorum. Okurun ağızda tat bıraksın yeter yani.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy