ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Aug 20th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Ülkeler Küba Devrimi


Küba Devrimi

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Küba DevrimiKüba Devrimi

Amerika Birleşik Devletleri'nin Küba Devrimi'ne karşı tepkisi ve bu tepkinin sonuçları ne olmuştur?

İspanyollardan bağımsızlığınıkazandığı1898 yılından başlayarak ABD denetiminde kalan Küba’da yönetime egemen olan Batista diktatörlüğü, Fidel Castro yönetiminde başlatılan ve iki yıl süren bir gerilla savaşısonunda 1 ocak 1959’da yıkıldı. Yeni rejimin siyasal eğiliminden ve kamulaştırmalarından rahatsız olan ABD’nin, burnunun dibinde ortaya çıkan bu “komünist tehdit”e karşı başlattığı ekonomik ambargo ve giriştiği askeri müdahale, önceleri bağımsız bir sosyalist çizgi izleyecek gibi görünen Küba yönetiminin SSCB ile yakın ilişkiye girmesine yol açtı. Hızla Sovyet çizgisine kaymakla birlikte, Küba, gene de Bağlantısızlar Hareketinin içinde yer almaya da devam etti. Zayıf ekonomik yapısına karşın, Sovyetlerin yoğun ekonomik desteği sayesinde çalışma, eğitim ve sağlık alanlarında büyük gelişme sağlayan Küba, 1991 yılında Sovyetler Birliğinin yıkılmasısonucu büyük bir ekonomik bunalım içine düştü. Küba, yönetimi, 1990’lıyıllarda daha da sıkılaştıran ABD ambargosuna karşı koyabilmek için dış dünyaya açılma çabası içine girdi. Buna karşın siyasal bakımdan Komünist Partisi tekelini kaldırmayı ve liberalleşme çizgisine girmeyi reddeden bu ülkede halen yönetimde olan birinci kuşak devrimcilerin doğal nedenlerle yerlerini boşaltmalarından sonra sosyalist düzenin sürüp süremeyeceği tartışma konusu yapılmaktadır.

Küba Devrimi'nin sosyalist anlayışta yarattığı değişiklikler nelerdir?

Küba Devrimi, 1960’lı yıllardan başlayarak önemli ideolojik tartışmalara da yol açmıştır. Küçük ve eğitimli bir gerilla gücünün kırsal alanlarda başlatacağı silahlı bir isyanın, toplumsal temelleri zayıf olan oligarşik yönetimlerin egemen bulunduğu ülkelerde iktidara gelmesinin klasik komünist mücadele taktiklerinden daha etkili olabileceğini gösteren Küba devrimi, Orta ve Güney Amerika ülkelerinde büyük etki yapmışve bu yıllardan başlayarak bu kıtanın hemen her ülkesinde, başarısızlıkla sonuçlanan gerilla hareketlerine yol açmıştır. Küba devriminin önderlerinden olan ve böyle bir girişim sırasında Bolivya’da öldürülen “Che” Guevera bazı Latin Amerika ülkelerinde 1990’larda da süregiden, gerilla savaşının sembol ismi olmaya devam ediyor.


Cevaplar (4)Add Comment
donkişot

...


yazar donkişot, Mayıs 20, 2010
Küba'da sosyalizmin sürüp sürmeyeceğine dair tartışmaları şu an için anlamsız buluyorum. Çünkü yönetim ne kadar değişirse değişsin, halk hala ideolojik mücadele veriyor ve sosyalizm adına kararlılık sergiliyor.
robespierre

devrimin bugününe baksak yeter...


yazar gözde, Ağustos 08, 2010
Küba Devrimi kutlamaları ertesinde Türkiye'de ağırlanan Garmendia Pena'nın devrimin güncelliği ve kalıcılığına ilişkin umut dolu röportajını paylaşıyorum.Ambargonun ülkenin mali durumuna etkisi dolayısıyla gidilen dışa açılma politikaları ve düzenlemeleri,nasıl değerlendirmemiz gerektiğine dair birkaç kelamda da bulunmuş Pena :

*

Geride binlerce Fidel var!

29 Temmuz 2010

ZEYNEP KURAY/BİRGÜN

Küba Devrimi’nin 57'inci yıl dönümünde Türkiye'ye gelen Julio Garmendia Pena, “Fidel'den sonra bu iş biter” spekülasyonlarına yanıtı net oldu: Şu anda Küba'nın yerellerindeki 20, 30, 40 yaşlarında devrimi sürdürebilecek binlerce kadro var. O yüzden Küba'da devrim hep yaşar

Yıl 1953, Fidel Castro'nun önderliğinde ki gerillalar 26 Temmuz tarihinde Batista diktatörlüğün sembollerinden biri olan Bancada kışlasını basar. Bu baskın 7 yıl sonra zafere ulaşacak devrimin ilk kıvılcımıdır. Devrim ve sosyalist mücadelede çok önemli bir yere sahip olan Küba Devrimi’nin 57'inci yıl dönümünde Türkiye'de TKP tarafından düzenlenen bir konserle kutlayan Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Uluslararası İlişkiler Departmanı Avrupa Sorumlusu Julio Garmendia Pena ile hiçbir baskı, ambargo, kuşatmaya boyun eğmeyen Küba'yı konuştuk. Özellikle Batı’da çok sık dile getirilen “Fidel'den sonra bu iş biter” spekülasyonlarına da bu röportaj vesilesiyle cevap veren Pena, “Herkes bilsin ki geride devrimi sürdürecek binlerce Fidel var” dedi.

>>Dünyanın önemli bir bölgesinde sosyalizm büyük bir çöküntü yaşarken Küba her zaman bir örnek ve umut olmayı sürdürüyor. Siz bu farklılığı neye bağlıyorsunuz?

1959'lı yıllarda Küba'da kapitalizm vardı. Bu dönemde Küba'da işsizlik, eğitimsizlik, her türlü hastalığın yaygın olduğu ve ABD'ye bağlı çok partili sistem egemendi. Bebek oranları çok yüksek, yaşam beklentisi çok düşüktü. 20 bin Kübalının canına mal olan kanlı bir diktatörlük vardı. Tüm bu olumsuz etkenlerin içinde halkın en umutsuzluğa düştüğü bir dönemde Fidel'in önderliğinde Küba'da devrim oldu ve bu devrim bizim onurumuzu kurtardı. Bize bağımsızlığımızı verdi. Ama aynı zamanda yüksek bir eğitim ve kültür seviyesi sağladı. Zaten halkta var olan dayanışma duygusunu daha da yükseltti ve herkes birlik içinde hareket etmeye başladı. Bu dayanışma aynı zamanda sürdürebilir ve kapitalizmin yapmadıklarını yapabilen bir sistem oldu bizim için ve bu kararlık sayesinde ayakta kalıp bugünlere geldi.

>>Küba devriminin Latin Amerika'ya yayılması beklentisi varken neden tıkandı?
Her ülkenin kendi tarihi, kendi gelişimi vardır. Kendi nesnel ve öznel koşulları vardır. Latin Amerika'nın da bazı yerlerinde ilerici güçlerin iktidara geldikleri örnekler oldu ama onlar başka yollardan geldi. Örneğin Şili'de Salvadora seçimler yolluyla iktidara gelirken, Venezuela’da yine komandate Chavez de halkın oylarıyla geliren, Nikeragua'da Sandinistlerin öncülüğünde daha çok Küba'ya benzer bir devrimle iktidara gelmiştir ama ardından Sandinist cephenin seçimleri kaybettiği bir süreç yaşandı. Ancak sonradan yine iktidara geldiler ve halkın çıkarlarını savundular. Dolayısıyla her toplumun kendi özellikleri var.

>>Peki bugünkü Latin Amerika’nın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
70-80'lı yıllarının beklentisi çok farklı bir çizgide bugün. O zaman diktatörlükler egemendi kıtaya, bugün Brezilya, Nikeragua, Venezuela, Bolivya, Ekvator’da da yeni toplumsal süreçler var. Alba gibi bütünleşmeye dönük, dayanışmacı projeler var. O yüzden şu an Latin Amerika'nın yaşadığı süreç ulusal çıkarlarını sağlamaya odaklanmış bir durumda. Sağcı bazı hükümetler olmasına rağmen Latin Amerika'daki genel eğilim halkın çıkarlarına cevap verebilecek bir demokrasiye doğru olduğunu söyleyebilirim.

>>ABD'nin ülkeye uygulandığı çok büyük bir ambargo var. Bu halkı nasıl etkiliyor?
50 seneyi aşkın süredir devam eden bu abluka kuşkusuz ki ülkemizi en fazla etkileyen şeylerden birisi. Açlık yoluyla bizim nüfusumuzu kırmaya çalıştıkları için bu abluka aynı zamanda bir suçtan öte bir soykırım. Bu yüzden bu bir ablukadan öte ülkemize karşı bu bir ekonomik savaş. Örneğin ablukadan dolayı sadece ABD topraklarında üretilen bazı ilaçlarının ulaşamaması yüzünden Küba'da ölen bir sürü çocuk var, yine ABD'de birçok insanın hayatını kurtarabilen teknolojiler var, ama biz bunları Japonya gibi başka ülkelerden temin etmek durumunda kaldığımız için çok daha yüksek fiyatlar vermek durumunda kalıyoruz. Ve bu ülkelerdeki şirketler Küba ile bu tarz ticaret yaptıkları için onlara da yaptırım tehditleri geliyor ABD'den. O yüzden bizim ülkemizle ticaretin en minimuma indirmek mecburiyetinde kalıyorlar. Ben size sadece birkaç örnek verdim ama bu ambargonun etkileri tabii ki daha büyük kayıplara da neden oluyor.

>>Fidel Castro çok sevilen bir önder. Ancak her zaman “Castro'dan sonraki Küba” tartışmaları var. Sizce Fidel'den sonra siyasi durumda bir değişiklik olacak mı yoksa bu sadece Batı'nın bir uydurması mı?
Şu an zaten Fidel'den sonrasını yaşıyoruz. Bazıları iktidara Fidel'in kardeşi Raul Castro geldiği için bunun pek farkında olmasalar da şu an Fidel'den sonrası yaşanıyor. Zaten şunu herkes iyi bilmelidir ki Fidel kendinden sonra devrimi devam ettirecek gençlerin önünü açabilecek süreçler yaşattı ülkede. Şu anda Küba'nın yerellerindeki 20, 30, 40 yaşlarında devrimi sürdürebilecek binlerce kadro var. O yüzden Küba'da devrim hep yaşar.

fatıh

...


yazar fatıh, Aralık 03, 2010
bence halk sosyalızmı bırakmamalı yönetımın degısmesı ideolojinin degısmesı anlamına gelmez komınal sıstemın en yaygın oldugu ve kapıtalızmın önune bır gıbı duran küba komınızme öncülük edıyor şu anda
caner

...


yazar caner, Mart 03, 2011
Küba devrimi ezilen halkların ilk ve en güçlü çığlığıydı, milyonlarca insanın ümidiydi. Yaklaşık yarım asır geçti ama çok şeyler değişti, emeğin kardeşliğinden, hızla büyük burjuva alışkanlıklarına pupa yelken yol alır hale geldik. Tüketimin dayanılmaz hazzı hepimizi boyundurluğu altına aldı. Şimdiki sosyalist, marksist fraksiyonlar dahi amaçsız ve pusulasız bir şekilde perspektifsizlik ve eylemsizlik içinde, benliklerini ve günü kurtarmaya çabalıyorlar. Teknoloji gelişti, insanlar cahilleşti, totalitarizmin, statükoculuğun bir numaralı savunucusu olduk, kraldan çok kralcı olduk.

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy