ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Jun 02nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Vatandaşlık Bilgisi 1876 Anayasası


1876 Anayasası

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Ülkemizde ilk anayasa 1876 tarihli Kanun-u Esasi’dir. Hükümdarın yetkilerini sınırlayan ilk önemli metin ise, 1808 tarihinde Alemdar Mustafa Paşa’nın önderliğinde bir araya gelen “ayan” denilen beyler ile Padişah ll. Mahmut arasında yapılan “Sened-i İttifak”tır. 1839 tarihli Gülhane Hattı Hümayunu ve 1856 tarihli Islahat Fermanları, özellikle İmparatorluktaki Müslüman olmayanlara (Gayrı müslimlere) bazı haklar tanımasına rağmen, bu fermanlar, Anayasal metinler sayılacak düzeyde temel hak ve hürriyetleri tanıyan ve teminat altına alan kurallar değildi. Padişahın halife kimliğini taşıması, halifenin Tanrının yeryüzündeki gölgesi olduğunun kabul edilmesi, bu kutsal makamın yetkilerini sınırlamayı hukuken ve fiilen imkansız kılmaktaydı. Ayrıca padişahın yetkilerinin sınırlanması, derebeylerin güçlenmesi anlamına geleceği için toplumda anayasa hareketleri gelişmemişti. Bu ortam içinde ilk anayasa, “Yeni Osmanlılar” adıyla anılan küçük bir aydın grubunun çabalarının ürünüdür. Tanzimat Döneminin sonlarına doğru, İmparatorluğun durumunun daha da kötüleşmesi, aydınları Devleti kurtarma çareleri aramaya yöneltmiştir. Osmanlı Devleti'nin ancak meşruti idareyle yani padişahın yetkilerinin bir kısmının sınırlanarak milletin yönetime katılması yoluyla kurtulabileceğine inanan bu aydınlar, sosyal, siyasal ve hukuki yapıda değişiklik yapılması gereği üzerinde durmuşlardır. Devletin yeniden yapılandırılmasına ilişkin görüşlerin özelliği, orijinal felsefi ve siyasi doktrin niteliği taşımaktan ziyade, 18. yüzyılın liberal demokrasi anlayışından, etkilenmiş olmasıdır. Ali Suavi, Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal gibi önemli fikir adamları, Osmanlı İmparatorluğu’na hürriyet, demokrasi, cumhuriyet, halk egemenliği kavramlarını tanıtmışlar, eserleriyle liberal demokrasiyi yaymaya çalışmışlardır. İlk Anayasa’nın hazırlanışında aydınların yanısıra devlet adamlarının da Padişah Abdülaziz’e muhalefetlerinin önemli rolü olmuştur.Ahmet Mithat Paşa ve dönemin ileri gelenleri, Abdülaziz’in ve V. Murat’ın tahttan indirilmesini, anayasayı ilan etmeyi kabul eden ll. Abdülhamit’in tahta geçirilmesini sağlamışlardır. Ahmet Mithat Paşa, anayasayı hazırlayan komisyona başkanlık etmiştir. 1. Meşrutiyeti hazırlayan olaylar arasında yükseköğretim öğrencilerinin (talebe-i ulüm) eylemlerini de saymak gerekmektedir. Bir diğer önemli etken ise diğer ülkelerin baskısıdır. Balkan meselesi bahane edilerek düzenlenen Tersane Konferansı’nda, Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı), Saffet Paşa, anayasanın ilan edildiğini, İmparatorlukta hak ve hürriyetlerin teminat altına alındığını, artık Konferansın gereksiz olduğunu söylemiştir. Bilindiği gibi o dönemde İngiltere, Fransa ve Rusya İmparatorluktaki azınlıkları koruma bahanesiyle içişlerine karışmakta, ayaklanmalar çıkarmaktaydılar. Anayasanın kabulüyle bu durumdan kurtulunacağına inanılıyordu.
 
Kanun-u Esasi adını taşıyan, Fransa ve Belçika anayasalarından esinlenerek hazırlanan 1876 Anayasası, Halife Padişahın kişiliğini kutsal ve dokunulmaz kabul etmiştir. Bir diğer özelliği ise kamu kudretini padişahta toplayarak, hükümdarın yetkilerini anayasal zemine oturtmasıdır. Hükümdarın yetkisi sınırlanmak yerine pekiştirilmiştir. Ayrıca Devletin dini niteliğinde de herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Yürütme faaliyeti hükümdarda toplanmış, günümüzdeki anlamıyla bakanlar kurulu ve başbakan, padişahın otoritesine tabi kılınmıştır. Kanun-u Esasi, padişaha meclisi toplantıya çağırma ve feshetme yetkisini de tanımaktadır. Meclis-i Umumi üyeleri, padişaha bağlılık yemini edeceklerdi ve en önemlisi, hükümet meclise değil padişaha karşı sorumlu olacaktı.

1876 Anayasa'sıyla kurulan parlamento, padişahın seçtiği ve ömürleri boyu görevde kalacak olan üyelerden oluşan, Heyet-i Ayan ile üyelerini halkın seçtiği Heyet-i Mebusan isimli iki meclisten oluşan Meclis-i Umumi’dir. Yasa önerme hakkı bakanlar kurulunundur. Meclis üyeleri, padişahın izniyle yasa teklif edebilmektedirler. Meclislerin kabul ettiği tasarıların yasa halini alabilmesi için de padişahın onayı ve yayınlaması gerekmektedir. Meclisin kabul ettiği metnin yasa olarak değil tasarı olarak kabulü, Kanun-u Esasi’nin padişaha yasama yetkisini de verdiğine işaret etmektedir.1876 Anayasasının genel haklar (Tebaa-i Devlet-i Osmaniyenin Hukuk-u Umumiyesi) başlıklı kısmında, temel hak ve özgürlüklere yer verilmiştir. Bunlar arasında, yasa önünde eşitlik, basın özgürlüğü, eğitim özgürlüğü, kişi dokunulmazlığı, konut dokunulmazlığı, mülkiyet hakkı, angarya ve işkence yasağı, vergilerin yasayla alınması gibi hak ve özgürlükler yer almıştır. Ancak, Anayasayla sağlanan hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran önemli bir madde bulunmaktaydı. 113. maddeye göre padişah, hükümet güvenliğini bozdukları polis soruşturmasıyla kanıtlananları yurtdışına sürmek yetkisine sahipti. 113. madde, Anayasanın hazırlanmasını sağlayan Mithat Paşa’nın sürülerek etkisiz hale getirilmesinde kullanılmıştır.
 
Yetkileri kısıtlı olmasına rağmen ilk meclis ve ilk anayasa, demokratik düzenin temel taşları olmaları, siyasal gelişmeleri hareketlendirmeleri bakımından önem taşımaktadır.

İlk meclis 13 Şubat 1878 tarihinde ll. Abdühamit tarafından kapatılmış, anayasa askıya alınmıştır. Böylelikle 1908 yılına kadar süren tek adam, tarihimizdeki adıyla istibdat yönetimi başlamıştır. Ne var ki 1876 Anayasası'nın yapılmasıyla sonuçlanan fikir akımları giderek güçlenmiş ve yayılmış, “Jön Türk” olarak adlandırılan “aydın ve hür duygulu” insanların mücadelesi, 1908 yılında Anayasanın yeniden ilanı ve meclisin yeniden toplanmasıyla sonuçlanmıştır. Anayasanın yeniden ilanı ve değiştirilmesiyle tarihimizde ll. Meşrutiyet olarak adlandırılan süreç başlamıştır.Bazı hukukçuların 1909 Anayasası olarak da adlandırdığı, Anayasa değişikliği ile, parlamenter demokratik sisteme geçilmiştir. Padişahın yetkileri kısıtlanmış, padişahın kararlarında başbakanın (Sadrazam) ve ilgili bakanın (nazır) imzasının bulunması esası getirilmiştir. Padişah, günümüzün parlamenter rejimlerindeki sorumsuz ve yetkisiz devlet başkanı statüsüne sokulmuştur. Meclisin ikili yapısı korunmuş ve gerçek yetkilerine kavuşturulmuştur. Artık, yasa yapma yetkisi Meclisindir. Ayrıca hükümetin Meclise karşı sorumlu olduğu ilkesi kabul edilmiştir. Padişah, sadece önüne gelen yasaları bir kez daha görüşülmek üzere Meclise gönderme yetkisine sahip kılınmıştır.
 
Temel hak ve özgürlükler alanında da değişiklikler yapılarak, kişi özgürlüğü güvence altına alınmış, basında sansür yasaklanmış, haberleşmenin gizliliği ve toplanma özgürlüğü kabul edilmiştir.

1908 değişiklikleriyle, çok partili demokratik rejime geçişin ilk adımları da atılmıştır. Ayrıca bu dönemde ideolojik fikir akımları gelişmiştir. Günümüzde karşılaştığımız, Sosyalizm, Batıcılık, İslamcılık ve Türkçülük akımları bu dönemde gelişmiş şekillenmiştir.
 
Ancak, Anayasanın ilanıyla gelen hürriyetçi ortam kısa süre sonra kargaşaya dönüşmüş, yapılan seçimlerde iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Partisi'nin muhalefete tahammül edemeyen tavrı, ilk çok partili demokrasi deneyimini acı olaylarla geçirmemize neden olmuştur.

İkinci Meşrutiyet dönemi ve İmparatorluğun yıkılış süreci dikkatle okunması ve ibret alınması gereken bir gelişmedir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, anayasalar ile padişahların yetkilerinde ne gibi değişiklikler yapıldı.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy