ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Feb 24th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Vatandaşlık Bilgisi Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması


Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Anayasanın 15. maddesine göre savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Görüldüğü gibi, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulmasının yanı sıra Anayasanın tanıdığı güvenceler de ortadan kaldırılabilecektir. Bu önemli yetki, savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde kullanılacağına göre öncelikle bu kavramları incelemek gerekmektedir.

 

1. Seferberlik

 

2941 Sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanununun 3. maddesine göre seferberlik, Devletin tüm güç ve kaynaklarının, başta askeri güç olmak üzere, savaşın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hazırlanması, toplanması, tertiplenmesi ve kullanılmasına ilişkin bütün faaliyetlerin uygulandığı;hak ve hürriyetlerin kanunlarla kısmen veya tamamen sınırlandırıldığı haldir. Seferberlik hali, ülkenin bir bölümünde (kısmi) veya tamamında (genel) ilan edilebilir.

 

 

2. Savaş

 

Devletin varlığını sürdürmek, milli menfaatleri sağlamak ve milli hedefleri elde etmek amacıyla, başta askeri güç olmak üzere, Devletin maddi, manevi tüm güç ve kaynaklarının hiçbir sınırlamaya tabi tutulmadan kullanılmasını gerektiren silahlı mücadeledir. Savaş ilanına karar verilmesinden, bu halin kaldırıldığının ilan edilmesine kadar savaş hali söz konusu olacaktır (2941 sayılı Yasa, m. 3).

 

 

3. Olağanüstü Hal

 

Anayasanın 119. maddesine göre tabii afet, ağır ekonomik bunalım veya tehlikeli salgın hastalık hallerinde olağanüstü hal ilan edilebilecektir. Ayrıca, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması üzerine de olağanüstü hal ilan edilebilir (Anayasa m. 120).

 

 

4. Sıkıyönetim

Anayasanın tanıdığı hür demokrasi düzeninin veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen ve olağanüstü hal ilanını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, ayaklanma olması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle sıkıyönetim ilan edilebilir.

Savaş ilanı yetkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir. Ancak, Meclis tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve bu sebeple silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde Cumhurbaşkanı da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanılmasına karar verebilir (Anayasa m. 92).Seferberlik, s

ıkıyönetim ve olağanüstü hal ilanına ise Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu kararlar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur. Seferberlik ilanı ve sıkıyönetim hallerinde kamu düzenini sağlama yetkisi askeri makamlara geçer. Olağanüstü hallerde ise sivil makamlar yetkilidir.

Anayasa’nın 15. maddesine göre temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması için yukarıda belirtilen hallerden birinin ilanı gerekmektedir.

İkinci olarak, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluktan yola çıkılarak, özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'yle tanınan özgürlüklere dokunulamayacağı şeklinde bir yorum yapmak mümkündür. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Devletin belirli davranışlarda bulunmasını yasaklamaktadır.

Ancak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 15. maddesi de temel hak ve hürriyetlerin olağanüstü hallerde durdurulmasına imkan tanımaktadır. Bu nedenle, Sözleşmenin 15. maddesi uygulamasından da kısaca söz etmek gerekiyor. Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Divanı (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi), temel hak ve hürriyetlerin durdurulmasını haklı gösterecek nedenlerin bulunup bulunmadığını denetlemektedir. Komisyon ve Divan, 15. madde uygulamasında, ulusun yaşamını tehdit eden tehlikenin varlığı ölçütünü kullanmaktadır. Savaş ya da ulusun varlığını tehdit eden tehlikenin varlığı şu şekilde açıklanmaktadır: "Sadece belli grupları ya da kişileri değil, nüfusun tamamını hedef alan ve sözkonusu devleti oluşturan topluluğun yaşam düzenini tehdit eden, boyutları olağanüstü ve gerçekleşmesi kesin ve yakın olan tehlike ya da kriz".Anayasan

ın 15. maddesi temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulmasını, durumun gerektirdiği ölçüyle sınırlamaktadır. Alınan tedbirler, olağanüstü durumun gerektirdiği ölçüde ve olağanüstü durumun ortadan kaldırılmasına yönelik olmalıdır.

Son olarak bazı haklara mutlak dokunulmazlık sağlanmıştır. Bu hakların kullanılmasının durdurulması ya da ortadan kaldırılması söz konusu olamayacaktır. Anayasanın 15. maddesine göre, savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilanınnda dahi kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz (Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler ile ölüm cezalarının infazı hariç tutulmuştur. ). Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz;suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Temel hak ve hürriyetlerin durdurulmas

ından, 1961 Anayasası'nın sıkıyönetimi düzenleyen 124. maddesinde de söz edilmekteydi. 1982 Anayasası'nın farkı, ayrı bir madde olarak düzenlemesi ve Anayasada öngörülen güvencelerin kaldırılabilmesine imkan tanımasıdır. Özellikle yargısal denetimin kaldırılması, yapılan işlemlerin, olağanüstü durumun gereklerine uygun yapılıp yapılmadığını denetlemeyi olanaksız kılmaktadır. Bu nedenle 15. madde uygulamada insan hakları için tehlikeli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin getirdiği koruma düzeni, bu olumsuzluklara karşı bir sigorta sayılabilir. Avrupa Konseyi'nden çekilmeyi ya da uzaklaştırılmayı göze alabilecek bir iktidar karşısında hiç bir hukuki güvence kalmadığını da belirtmek gerekiyor.

 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy