ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Sunday, Oct 20th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Yunan Mitolojisi Edith HAMILTON - Mitologya


Edith HAMILTON - Mitologya

e-Posta Yazdır

Reklamlar

“Önce hava, kaya, ateş, toprak, su ve buğu yığını Khaos vardı. Uçsuz bucaksız ıssızlık, karanlıklarla doluydu. Sonra Khaos’tan iki yaratıcı varlık doğdu: Baştan başa bereketli, çiçeklenmiş yeryüzü Gea ile hayatın tek gerçeği olan aşkın başlangıcı Eros.”

*Grek Mitolojisi


En ilkel çağlardan beri, kendini bildi bileli, insanlığın düşlemi yeryüzü ile gökyüzünü çeşitli düşsel yaratıklar, tanrılarla süslemiştir. Bu söylenceler toplamı, tanrıların, yarı-tanrıların kişilikleri, serüvenleri kuşaktan kuşağa çağımıza kadar gelmiştir. Bu bilgilerin tümüne mitologya denir.

Pek çok ulusun birbirinden ayrı mitologyaları bulunmakla birlikte, günümüze kalan en zengin mitologya hazinesi antik Yunanlılarla Romalıların bize bıraktıklarıdır. Kaldı ki antik Roma Mitologyası da genel olarak Yunan Mitologyasının mirasçısıdır. Kitapta Hamilton’un da belirttiği gibi; “Yunan sanatı ve edebiyatı ülkelerine (Roma’ya) girinceye kadar tanrıları renklenememiş, canlılık kazanmamıştır. Bunun sebebi, inançlarının değil, hayal güçlerinin zayıf olmasıdır. Güzel, şiirsel tanrılar yaratmak diye bir kaygıları yoktu Romalıların, faydalı tanrılar isterlerdi."

Yunan Mitologyasının gerçek önemi ise güzel, şiirsel, renkli tanrılar yaratmanın ötesindedir aslında. Çünkü Yunanlılarla birlikte, insanoğlu evrenin en önemli varlığı oluvermiştir. Bunun nedeni ise Yunanlıların dünyayı algılama ve kavramalarına ilişkindir:

“Yunanlılar, evreni tanrıların yarattığına inanmazlardı. Onlara göre evren, tanrıları yaratmıştı. Tanrılardan önce yer ile gök vardı: Titanlar onların çocukları, tanrılar da torunlarıydı.”

Böylelikle Yunan tanrıları birer korku etmeni ya da bilinmeyen değil, aksine insana özgü duyguları, düşleri, düşünme biçimleri, hırsları, sevileri, zaafları, güçleri, yetileri olan birer varlık halini almıştır. Daha önce de belirttiğim gibi bu, Yunanlıların dünyayı algılama ve kavramaların ilişkindir. Bu anlatılarla Yunanlılar doğayı, insanı anlamaktadırlar bir bakıma. Ve bilinmeyen, korku duyulan tanrıları, heykellerinde de insana özgü biçimde bedenleştirerek, yeryüzüne indirmektedirler. Zaten Hamilton da asıl bu noktaya işaret etmek istemektedir:

“Yunan mitologyasının yarattığı ‘mucize’ budur: İnsancıl bir dünya; her şeyi bilen, her şeyin üstündeki o Bilinmeyen Varlık’ın saldığı bunaltıcı korkunun silinişi…” 

Gerçekten de “Çağdaş mitologya anlayışına göre, gerçek bir mythos’un dinle doğrudan doğruya hiçbir ilgisi olamaz, asıl ilgisi doğayla kurulmuştur.”

Ve bu anlatıların çağdaş, aydın kültür üzerinde de etkileri bulunmaktadır. İşte sırf bu nedenden ötürü her aydın bireyin bugün o mitologyalar hakkında derin bir fikir sahibi olması gereklidir.

Edith Hamilton’un Mitologya adlı yapıtında Yunan Mitologyası, Titanlar ve Olympos’lu oniki büyük tanrı (Zeus, Hera, Poseidon, Hades, Athena, Apollon, Artemis, Aphrodite, Hermes, Ares, Hephaistos, Hestia), iki büyük yeryüzü tanrısı Demeter ve Dionysos, dünyanın ve insanın yaratılış efsanesi, Prometheus, Europa gibi kahramanlar ve Narkissos, Adonis gibi bugün adları çiçeklerde yaşayan mitologya kahramanları, antik Yunan Mitologyasının aşk ve serüven öyküleri, Troya Savaşı anlatısı, mitologyanın büyük aileleri ve daha pek çok öykü yer almakta.


Sanırım Yunanlılar dünyayı, doğayı ve insanı, bizim bugün algıladığımızdan çok daha yalın ve doğru algılamaktaydılar. Ve onların tanrıları, bizim bugünkü tanrılarımızdan, inançlarımızdan, göksel yargılarımızdan daha insancıl, daha inandırıcıydı… 

Sözü mitologyaya bırakırsak:

“Önce o Khaos vardı, sonsuz, ölçüsüz boşluk
Bir deniz kadar vahşi, deniz kadar karanlık.”

*Milton

…Ve o biçimsiz hiçlik, ansızın iki çocuk doğuruvermiştir: Gece ve ölümün yaşandığı dipsiz derinlik Erebus… Uzun süre, evren yalnız karanlık, boşluk, sessizlik, sonsuzluk olarak kalmıştır.

Yüzyıllar geçmiş, birdenbire inanılmaz bir şey olmuştur.

“…Kara kanatlı gece
Karanlık, derin göğsüne Erebus’un
Bir yumurta bıraktı, mevsimler geçti
Ve Sevgi doğdu birdenbire, özlenen,
Parıldayan, altın kanatlı Sevgi.”

*Aristophanes



Mitologya
Edith HAMILTON
Varlık Yayınları

 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy