ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Jul 16th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Resim Resim Sanatçıları Camille Claudel


Camille Claudel

e-Posta Yazdır

Reklamlar

“Ben hayatı seviyorum, aşkı, umudu. Ödülsüz olsalar da...”

                                                                                              Camille Claudel
 
Camille ClaudelTalihsizliklerle dolu hayatında sanatı tek umuduydu ama onu da elinden aldılar. Camille Claudel, 1864 yılında Fransa’nın Aisne şehrinde doğmuştur. Babası bankacıdır, annesi Katolik bir aileden gelmektedir. Kardeşi Paul Claudel ise yaşamında daima en yakın arkadaşı olmuştur. Daha küçük bir çocukken, saklı bahçesinde gezerken ileriye dönük ipuçlarını bize sunmuş gibidir. İyi bir heykeltıraş olacağını o zamanlarda oynadığı taş ve çamurun izlerinden hareketle duyumsayabiliriz; ama zorluklar onu hiç bırakmamıştır. Camille Claudel’in yaşadığı dönemde kadınların, Sanat Akademisi’nde eğitim alması yasaktı lakin bu yasak Camille’in sanat tutkusunu engelleyememiştir. İleride büyük heykeltıraş Auguste Rodin ile tanışacak ve yeteneği ile onu büyüleyecektir.
 
Camille Claudel’in ilk heykellerinde ustası Rodin’in etkisi görünmektedir. Giganti/Dev adlı eserinde pürüzlü yüzeyden çıkan pürüzsüzlük bize Rodin’in de sıklıkla kullandığı pürüzlü- pürüzsüz yüzey karşıtlığını göstermektedir. Camille sadece ustasının gölgesinden giden bir sanatçı olmayacaktır, özgün eserleriyle herkesi hayrete düşürecektir. Talihsizlikler silsilesi ise Rodin’in hem en gözde öğrencisi hem de sevgilisi olmasıyla başlayacaktır. Bu tutkulu aşk onda büyük yaralar açacak ve gelişecek olaylar ruhsal durumunu derinden sarsacaktır.
 
Rodin’den hamile kalması ve bir kaza sonucu çocuğunu kaybetmesiyle yıkılan Camille, bu kaybını bertaraf etmek için birçok çocuk model çalışması yapmıştır. Bu acı kaybın dışında Rodin ile birlikte yaşaması ailesinin onu reddetmesine neden olmuş ve içinden çıkılmaz aşkı yüzünden bilinmezlere sürüklenmiştir. Son olarak da Rodin’in onu terk etmesiyle yıkılacak ama sanıldığın aksine bu buhranlı dönemlerinde en iyi eserlerini verecektir. Bu eserlerden bazıları;  Vals,  Clotho ve ruhunu yansıtan Uçup Giden Tanrı’dır.

Camille Claudel

Olgunluk Çağı / Uçup Giden Tanrı ( L’ Age Mur) adlı eseri bizi teknik açıdan etkilediği kadar, öyküsü açısından da derinden sarsar. Teknik olarak oniks maddesini kullanması hayret uyandırmıştır çünkü oniks taşı; çok sert bir materyal olmaktadır ve işlenmesi zordur. Bunun dışında ise figürlerin kas hareketleri, vücutların duruşları ve biçimler muazzam şekilde verilmiştir. Öne sürülen fikirlere göre Camille ihtiraslı aşkını bu heykelle göstermektedir. Camille-Rodin ve Rose Beuret aşk üçgenini rahatlıkta görmekteyiz, Rodin’i eşi; Beuret sarmalarken, Camille çaresizce Rodin’e ellerini uzatmaktadır ve Rodin’ de arkası dönük ama bir yanı Camille ile birlikte gibi elini ona doğru uzatır.

 
Çelişkiler, hüzünler ve sinir krizleri yaşayan Camille, paronaya belirtileri göstermeye başladıktan sonra akıl hastanesine kapatılır. Rodin bu duruma ön ayak olur ve Camille’nin ailesi de destek verir çünkü aile böylece kızlarının tasvip etmediği yaşantısından ve dönemin kadın profiline uymayan heykel yapmayı yaşamın ana gayesi haline getirmiş bu aykırı aile ferdinden kurtulacaklardır.
 
Bir sanatçıya yapılabilecek en kötü şey ne olabilir? Elbette sanatının elinden alınması. Camille’nin hastanede heykel yapması yasaktı ve kardeşi Paul ile mektuplaşmanın dışında onu hayata bağlayacak bir şeyi kalmamıştı. Sadece eve dönmek istiyor ve tekrar heykel yapmak istiyordu. Bu isteğini doktor ailesine yazdığı bir mektupla iletti; fakat Camille’nin annesi ve kız kardeşi onu hiç önemsemediler, mektuba cevap bile vermediler. Beş yılda bir ziyarete gelen kardeşi de son zamanlarda ziyaret etmez olmuş ve iyice yalnızlığa düşmüştür Camille. Kardeşine yazdığı bir mektubunda eve dönme çabaları açıkça görülür:
 
''Akıl hastanesi! Evim diyebileceğim bir yere sahip olma hakkım bile yok! Onların keyfine kalmış işim! Bu, kadının sömürülmesi, sanatçının ölesiye ezilmesi... Mahsus kaçırdılar beni, onlara tıkıldığım yerde fikir vereyim diye, yaratıcılıklarının ne kadar sınırlı olduğunu biliyorlar çünkü. Kurtların kemirdiği bir lahana gibiyim şimdi, yeni filizlenen her yaprağımı büyük bir oburlukla mideye indiriyorlar...
 
Bilmiyorum, kaç yıl oldu buraya kapatılalı, ama tüm hayatım boyunca ürettiğim eserlere sahip çıktıktan sonra şimdi de kendilerinin hak ettikleri hapishane hayatını bana yaşatıyorlar...
 
Bütün bunlar Rodin şeytanının başının altından çıkıyor, kafasında bir tek düşünce vardı zaten kendisi öldükten sonra benim sanatçı olarak atılım yapıp onu aşmam, bunu engellemek için de yaşarken olduğu gibi ölümünden sonra da ben hep mutsuz kalmalıydım... Her bakımdan başarıya ulaştı işte!
 
Bu esaretten çok sıkılıyorum... Eve hiç dönemeyecek miyim, Paul?''
 
Camille otuz yılını akıl hastanesinde geçirdi ve 30 Ekim 1943 yılında hayata gözlerini kapadı.

Cevaplar (2)Add Comment
Zeus

Camille Claudel


yazar Zeus, Temmuz 24, 2010
“Bu kadar yalnız kalmak için ne yaptım?”
Angelica

...


yazar Angelica, Temmuz 26, 2010
tanrım!! 30 yıl akıl hastanesi... 30 yıl yalnızlık... 30 yıl sanatından ayrı... bu dirence sahip olması açıklıyor oniks gibi işlenmesi zor bir materyale nasıl kusursuz bir yorum katabildiğini sanırım...

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy